« Önceki | Sonraki »

5.4.2007

UMUDUMU HİÇ YİTİRMEDİM


         Kanserle  tanıştığımda, Pamukkale  Üniversitesinde  okuyan  kızımla  beraber  Denizli’de  kalıyorduk. Oğlum lisede  okuduğu  için  eşim  Bursa’da onunla kalıyordu.
         Bir  süredir  bazı  şikâyetlerim vardı boğazımda. Doktorlar  farenjit   deyip  ilaç  veriyorlardı. Geçmeyince  bunun  altında  başka bir şey olduğu  kanaatimle Pamukkale Üniversitesi Tıp  Fakültesine  gittim.  Yapılan  tetkikler  sonunda  teşhis  kondu;  “TROİD  BEZİ KANSERİ”. Ege Üniversitesine sevk  edildim

        

         Ege Üniversitesine sevk  edilince  Bursa’ya gitmeyi  düşündüm; çünkü  İzmir i hiç  bilmiyordum ve tanıdığım  kimse yoktu. Denizli  den Bursa’ya süren  10  saatlik  yolculuğum  sırasında  epey düşündüm. Bursa da aile doktorumuzla  görüştüğümde  “Ege  Üniversitesi gibi  bir  şansın  var. Tercihin  orası  olsun”  dedi.
          Yeniden  Denizli’ye  dönüp  sevk  işlemlerimi  tamamladım.
          “Niye  ben!” diye   düşünmedim  hiç. Öbür  hasta  olan  insanlardan  ne farkım  vardı? Önemli  olan bunu kabullenip  tedaviye öyle başlamaktı. Birde bir şansım daha  vardı o da  hastalığım  tedaviye cevap veren cinstendi. Gerçi   doktorlar başta  % 30  şans  tanımışlardı
          Zorlu  geçen  günlerin ardından  Kemoterapiye  başlama  zamanı gelmişti. Hastalardan duymuştum ilaç  sonrası 2-3 gün yataktan çıkamadıklarını ama orada  çocuk hastaları gördüğümde, “Onlar küçücük  bedenleriyle  buna  katlanıyorsa  benim şikayet  etmeye hakkım olmamalı” dedim. Kendimi  şartlandırdım,  Benim  midem bulunmayacak, benim saçlarım dökülmeyecek, ben  yatakta  zaman  geçimeyecektim.

         Saçım  döküldü fakat mide bulantısı yaşamadım  ve yatağa  düşmedim
         Denizli’den sabah 5 otobüsüyle gidiyor, ilacımı  aldıkta sonra  bir saat  dinlenip  geri  dönüyordum.  Deniz’li ye. Ben bu  tedavi süresince  kendime  “hastalığı  düşünme payı” bırakmamaya  karar  verdim.
         İlaçsız  geçen  dönemlerde  kendimi  örgü  örmeye  ve  kitap  okumaya  verdim.
Denzli, İzmir, Bursa  arasındaki yolculuklarda  hastaneye değil de gezi turuna  çıkmış gibi, camdan doğayı  seyrederek  gidiyordum  otobüste.
         Allah  hiç  bir  kulunu  zor  durumda  bırakmaz  derler ya, ben  bunu  yaşadım. Kuzenimin kızı  İzmir’de  Üniversiteyi kazanmış ve  ev  tutmuşlardı. Artık  İzmir’e gittiğimde kalacak bir yerim vardı ve aldığım kürden sonra hemen dönmeyip orada kalıyordum
.

        Yaşama  bağlılığımla  ben  bu  hastalığı yenebileceğime  inandım. Önemli  olan  ümidimi   kaybetmememdi.
        Zorlu  ve  zahmetli  bir  tedavi  sürecini   “Ben  bu  ilaçları  almak ve  yan  etkilerine  katlanmak zorundayım” diyerek  atlattım
          1,5  yılın  sonunda  doktorum   bana  iyileştin  müjdesini  verdi.

          2 yıldır, 3 ayda  bir  kontrollerim  için gidiyorum  Ege Üniversitesi’ne  ve  her  şey  yolunda  gidiyor.
      

       BU  HASTALIK  SÜRECİNDE  YAŞAM  FELSEFEM :
      

       "Ümidini  hiç  bir  zaman  yitirme
       Hiç bir olumsuzluktan  yılma
       Hayata  iki elle  sarıl
       Yaşam  mutluluktur" 
       Oldu.

   

       YAZAN:

       SERCEN

        www.sercen.blogcu.com