UMUDUMU HİÇ YİTİRMEDİM
Kanserle tanıştığımda, Pamukkale Üniversitesinde okuyan kızımla beraber Denizli’de kalıyorduk. Oğlum lisede okuduğu için eşim Bursa’da onunla kalıyordu.
Bir süredir bazı şikâyetlerim vardı boğazımda. Doktorlar farenjit deyip ilaç veriyorlardı. Geçmeyince bunun altında başka bir şey olduğu kanaatimle Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesine gittim. Yapılan tetkikler sonunda teşhis kondu; “TROİD BEZİ KANSERİ”. Ege Üniversitesine sevk edildim
Ege Üniversitesine sevk edilince Bursa’ya gitmeyi düşündüm; çünkü İzmir i hiç bilmiyordum ve tanıdığım kimse yoktu. Denizli den Bursa’ya süren 10 saatlik yolculuğum sırasında epey düşündüm. Bursa da aile doktorumuzla görüştüğümde “Ege Üniversitesi gibi bir şansın var. Tercihin orası olsun” dedi.
Yeniden Denizli’ye dönüp sevk işlemlerimi tamamladım.
“Niye ben!” diye düşünmedim hiç. Öbür hasta olan insanlardan ne farkım vardı? Önemli olan bunu kabullenip tedaviye öyle başlamaktı. Birde bir şansım daha vardı o da hastalığım tedaviye cevap veren cinstendi. Gerçi doktorlar başta % 30 şans tanımışlardı
Zorlu geçen günlerin ardından Kemoterapiye başlama zamanı gelmişti. Hastalardan duymuştum ilaç sonrası 2-3 gün yataktan çıkamadıklarını ama orada çocuk hastaları gördüğümde, “Onlar küçücük bedenleriyle buna katlanıyorsa benim şikayet etmeye hakkım olmamalı” dedim. Kendimi şartlandırdım, Benim midem bulunmayacak, benim saçlarım dökülmeyecek, ben yatakta zaman geçimeyecektim.
Saçım döküldü fakat mide bulantısı yaşamadım ve yatağa düşmedim
Denizli’den sabah 5 otobüsüyle gidiyor, ilacımı aldıkta sonra bir saat dinlenip geri dönüyordum. Deniz’li ye. Ben bu tedavi süresince kendime “hastalığı düşünme payı” bırakmamaya karar verdim.
İlaçsız geçen dönemlerde kendimi örgü örmeye ve kitap okumaya verdim.
Denzli, İzmir, Bursa arasındaki yolculuklarda hastaneye değil de gezi turuna çıkmış gibi, camdan doğayı seyrederek gidiyordum otobüste.
Allah hiç bir kulunu zor durumda bırakmaz derler ya, ben bunu yaşadım. Kuzenimin kızı İzmir’de Üniversiteyi kazanmış ve ev tutmuşlardı. Artık İzmir’e gittiğimde kalacak bir yerim vardı ve aldığım kürden sonra hemen dönmeyip orada kalıyordum.
Yaşama bağlılığımla ben bu hastalığı yenebileceğime inandım. Önemli olan ümidimi kaybetmememdi.
Zorlu ve zahmetli bir tedavi sürecini “Ben bu ilaçları almak ve yan etkilerine katlanmak zorundayım” diyerek atlattım
1,5 yılın sonunda doktorum bana iyileştin müjdesini verdi.
2 yıldır, 3 ayda bir kontrollerim için gidiyorum Ege Üniversitesi’ne ve her şey yolunda gidiyor.
BU HASTALIK SÜRECİNDE YAŞAM FELSEFEM :
"Ümidini hiç bir zaman yitirme
Hiç bir olumsuzluktan yılma
Hayata iki elle sarıl
Yaşam mutluluktur"
Oldu.