DİLDE ŞİVE FARKI AYRIMCILIK MIDIR?
DİKEY BAKIŞ
İSMET BORA BİNATLI
****************************
Bir milleti millet yapan temel unsurların başında toprak bütünlüğü, bayrak birliği ve dil birliği gelir. Bunlar milletlerin asgari müşterekleridir ve olmazsa olmazlarının başındadır.
Aynı sınırlar içinde, aynı bayrak altında yaşadıkları halde farklı inançları taşıyabilir insanlar. Bu millet bütünlüğü açısından bir noksanlık teşkil etmez. Aynı dili konuşmak ise farklıdır. Bir millet aynı dili konuştuğu müddetçe millet olma vasfını daha belirginleştirir.
Nedir dil birliği? Basit bir anlatımla bir ülkenin herhangi bir noktasında konuşulan dilin kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına dört bir yanında herkes tarafından anlaşılabilir olmasıdır. Ufak tefek farklılıklar arz edebilir ama herkes söylenenin ne olduğunu anlar.
Kendi ülkemizi ele aldığımızda yedi coğrafik bölgeye ayrıldığımızı biliyoruz. Bu ayrım yapılırken, bitki örtüsü coğrafik yapılanma, iklim şartları vs. dikkate alınmış olabilir ama her bölgenin kendine mahsus giyim-kuşam, yeme-içme, örf-adet farklılıklarının olduğu da inkâr edilemez bir gerçektir.
Bütün bu farlılıklar içinde konuşulan dilin de şive farklılıkları vardır ve öylesine geniş bir yelpaze teşkil eder ki bunu ne bu yazının içinde anlatmak mümkündür ne de benim bildiğim kadarıyla bir sayımı yapılabilmiştir.
Bu farklılıkları edebiyatımızda şiir, hikâye, roman piyes gibi eserlerde, sinemada, televizyonda takip edebilirsiniz. Bunları kullanmak hem yörenin dikkatini o eserin üzerine çekmek bakımından önem arz eder hem de bazı yörelerin özelliğini diğer yörelere taşımak bakımından fayda sağlar.
Rahmetli Şemsi Belli Güneydoğu şivesiyle yazdığı şiirlerle ünlenmişti. Onun Anayass.osu, Emmoğlu su ve daha nice şiiri bizi, yüzümüze yayılan tebessümle o yörelere alıp götürmüştü. Burhan Çaçan türküleriyle Ağrı’yı, İbrahim Tatlıses Urfa’yı taşıdı ülke gündemine. Kırşehir yöremiz Neşet Ertaş ile bir kez daha gündeme oturdu. Âşık Veysel’le Sivas’ta, Mükerrem Kemertaş’
Hayatında hiç İstanbul’dan çıkmayan bir insan bu müzikleri dinleyerek karış karış dolaşmış oldu ülkeyi. Azeri türküleriyle Azerbaycan’a Trakya türküleriyle Edirne’ye, Tekirdağ’a uzandık zaman zaman. Bir tat alarak, hiçbir art fikir taşımadan ve yaşamadan. Sadece kültürümüzün bir zenginliği olarak yaşadık bunları.
Resmi yazı dili elbette tektir. Gelmek fiilinden birinci tekil şahsın eylemini anlatan ifadesi “Geliyorum” dur. Bunu Karadenizli (Celeyrum) Erzurumlu (Gelirem) Erzincanlı (Geliyem) şeklinde ifade edebilir ama hepsinde herkes aynı anlamı bulur.