« Önceki | Sonraki »

16.2.2008

ATATÜTK'TEN SON MEKTUP

 

 

ATATÜRK'TEN SON MEKTUP

 

 

Siz beni halâ anlayamadınız...
Ve anlamayacaksınız çağlarca da.
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u" diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz .
Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.

Bana, muştular getirin bir daha,
uygar uluslara eşit yeni buluşlardan.
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz .
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl'i anlamak gözboyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ;
laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar...
Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil...

 

HALİM YAĞCIOĞLU

7.7.2007

DEĞERLİ BESTEKAR MİTHAT AKGÖKÇE'NİN ANISINA

 

       5/7/2007 tarihinde kaybettiğimiz değerli bestekar, eşsiz dost Mithat AKGÖKÇE’nin aziz anısına ithaftır.

 

BÖYLE ŞAKA OLUR MU

 

Sığmadı yüreğine o dağ gibi sevgiler.

O umut, o heyecan, o çağlayıp coşan sel.

AKGÖKÇE yıldız gibi kayıp gitti dediler,

Geceye ateş düştü, kan ağladı esen yel.

 

Şimdi şarkılar öksüz, bütün şiirler yarım.

Böyle şaka olur mu , olur mu bestekarım?

 

Seninle can bulmuşken, “Cennetim Karşıyaka.

Kalpleri titretirken eşsiz “Akşam Güneşi.

Hazır değilken sazlar böylesi bir firaka

Gözyaşları söndürmez yaktığın kor ateşi.

 

Şimdi şarkılar öksüz, bütün şiirler yarım,

Böyle şaka olur mu, olur mu bestekarım?

 

Mor salkımlar ağlıyor bu gece Üsküdar’da.

Çamlıca mehtabında senin nağmelerin var.

Geleceğim demiştin buraya sonbaharda.

Hiç kimse beklenmedi bu sahilde bu kadar.

 

Şimdi şarkılar öksüz bütün şiirler yarım,

Böyle şaka olur mu, olur mu betekarım?

 

Parlak bir ışık gibi kayarken gökyüzünden,

O dönülmez diyara nasıl usulca aktın?

Kim bilir kaç makamda yaldızlanan izinden

Yüreklere yıllarca sönmeyen köz bıraktın.

 

Şimdi şarkılar öksüz, bütün şiirler yarım,

Böyle şaka olur mu, olur mu bestekarım…?

 

SEVİNÇ ATAN