DOSTA MEKTUP

2007-06-22 12:05:00

 

       İçim acıyor insan ilişkilerine baktıkça son zamanlarda. Kendimi dipsiz kuyularda hissediyorum.Uçurumlardan atıyorlar beni, lime lime oluyor her bir uzvum. En önemlisi içim acıyor dostum, inan içim acıyor.

 

       Biz çocukken büyüklerimizi dinlerdik sohbetlerinde. O zamandan aklımızda kalıp içimize yer etmiş birçok değerin içinde dostluk kavramının derin bir izi kalmış. Öyle özlemiş, öyle yaşamak istemişiz hep. Sonra dost kazığı, dost vefasızlığı, aman sırrını dostuna söyleme tedirginliği  çıktıkça karşımıza şaşırmışız. Acaba  eskiler yanlış şeyler mi anlatmış bize, yoksa biz mi eksik anlamışız bilemiyorum.

 

       Bir zamanlar erkeklerin kapatmalarına dost dendiğini öğrendiğimizde şok yaşamıştım. Bu nemene dostluktu? Sonra dilde pelesenk oldu dostum hitabı.

     Ben dostu iyi günde de, kötü günde de yanımda olan, benimle gülüp benimle ağlayabilen kişi olarak düşündüm hep. Dost senin acılarınla acı  çekebilen, senin mutluluğunla mutlu olandı oysa. Dost tereddütsüz teslim olabileceğin, içini açabileceğin insandı.

 

       Bir dosta yazdığım şu satırları hatırlıyorum da nasıl farklı yorumlardayız toplumda hepimiz, bir daha  anlıyorum.

 

       “Günümüzde gerçek bir dost bulmanın zor olduğunu biliyorum. Gerçek dost ki: satılmayacağına inanarak sırrını, derdini, sevincini bölüşebilirsin. Başını göğsünde dinlendirebilir, omuzunda utanmadan ağlayabilirsin. Hiçbir art niyet beslemeden ellerini tutup pozitif enerjisini alabilirsin. Belki çok zor şimdilerde ama eğer hislerim beni yanıltmıyorsa sen omzunda ağlanabilecek bir dostsun, bu da benim için bir kazançtır ve iyi ki varsın sevgili dostum.”

 

       Böyle yazmıştım o dosta, böyle düşündüğüm, böyle inandığım için. Ona gönlümün tüm açık gizli yanlarını açtım. Onunla bölüştüm sıkıntılarımı, sevinçlerimi. Onu yanınmda, kendimi onun yanında bulmaktan hep mutluluk duydum.

 

       Kim söylemişse “çok muhabbet tez ayrılık getirir” diye söylemez olaymış. Sanki bu deyişi ispatlar gibi yitirdim onu aniden. Öyle anlamsız, öyle alelacele ve öyle anlayıp dinlemeden sonucunu beklemeden yitirdim onu. Dostu bulmak zor ama dostluğu korumanın da  ondan daha zor olduğunu bir kez daha anlamış oldum. İçimin kanaması bundan. Bundan günlerdir gülmek gelmiyor içimden. Bir yanım eksik gibi. Bir şeyler kırılıp döküldü toplayamıyorum.

 

       Böyle olmamalıydı güzel dostum böyle olmamalıydı. Büyük sevgiler, köklü dostluklar basit duygusal kararlara bir anda kurban edilmemeliydi aslında.

 

       Para-pul, şöhret, unvan, geçmiş hiçbir şey bir dostun üç dakikalık sohbetinden daha önemli değil aslında. Günümüzde sabır yok insanlarda, hoşgörü yok, bağışlama yok. Ufak tefek  noksanları görmezden gelme alışkanlığı yok. Meziyetleri abarttığımız gibi hataları da abartmakta aşırıya kaçmışız. Geri dönüş yollarını en başından tahrip etmeyi marifet saymışız. Oysa hayat öylesine kısa, zaman öylesine değerli ki kaybetmek  akıl kârı değil.

 

      İşte böyle zamanlarda tutunacak tek dalım sen gelirsin aklıma. Sana dökerim dertlerimi biraz rahatlarım. Aniden güneş doğar, sen de birlikte doğarsın kararan hayatıma. Ay ışır, sen ışırsın. Gönlüm ateş böceği misali pervane olur sana. Sevgiler büyür içimde sen büyürsün. Özlemler büyür, acılar büyür, umutlar, korkular büyür. Seni solurum her nefeste kanımı yıkayıp kalbime dolarsın yeniden dostluk adına güzellikler adına, sevgi adına.

 

      Böyle kırılgan günlerimde varlığınla bana ışık tutman ne güzel.

      Sen sevgilere, dostluklara, insanca birlikteliklere örnek olursun adeta.         

    

      Hep öyle kal, aziz dostum hep dost kal.

 

       İSMET BORA BİNATLI

12378
0
0
Yorum Yaz